TBMM’nin açılışının 103. yılı

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, “Meclis’in kuruluşunun 103. yılında kötü ve yanlış yönetilen bir Türkiye ile karşı karşıyayız.” dedi.

TBMM’nin açılışının 103. yıl dönümü dolayısıyla özel gündem ile toplanan TBMM Genel Kurulu’nda konuşan Oluç, Çocuk Bayramı olarak da kutlanan bu günde milyonlarca çocuğun, çocuk işçiliğinden iş cinayetlerinde hayatını kaybetmeye, uyuşturucu batağında geleceğini yitirmeye kadar yaşının taşıyamayacağı çok ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu ileri sürdü.

Çocuklar için 100 yıl önce bayram olarak hayal edildiğini, barış ve refah içindeki bir ülkeyi çocuklara bırakmayı kendilerine bir borç bildiklerini ifade eden Oluç, “Keşke bugün gelişmiş demokratik bir ülkeden, toplumsal adaleti sağlamış olan bir sistemden, halkın temel ekonomik siyasal ve sosyal sorunlarına çözüm üretebilen güçlü bir demokrasiden ve egemenliği sürekli engellenmemiş bir halk iradesinden söz edebilseydik. Keşke 103 yıllık tarihi böyle değerlendirebilseydik ama ne yazık ki tablo böyle değil.” dedi.

Oluç, demokrasinin bugün ağır bir “baskı” altında olduğunu, kuvvetler ayrılığı ilkesinin terk edilerek yerine tek kişide toplanan kuvvetler birliğine geçildiğini iddia etti.

Denge, denetleme mekanizmalarının çalıştırılmadığını, yürütmenin vesayeti altında bulundurulduğunu öne süren Oluç, söyle konuştu:

“Demokratik siyaset, toplumsal muhalefet ve sivil toplum ağır bir kuşatma ve baskı altındadır. Yerel yönetimler üzerindeki merkezi vesayet güçlendirilmiş bir kayyumlar rejimi yaratılmıştır. Yerel demokrasi yok edilmiş halk iradesi gasbedilmiştir. Hukukun üstünlüğü yerine üstünlerin hukuku hayata geçmiştir. Kısacası Meclis’in kuruluşunun 103. yılında kötü ve yanlış yönetilen bir Türkiye ile karşı karşıyayız. Çözümsüz bırakılan Kürt sorunu, sorunları çözülemeyen bir Türkiye yarattı. Bugün cumhuriyet demokratikleşmeği için Kürt sorunu çözülemiyor, Kürt sorunu çözülemediği için cumhuriyet demokratikleşemiyor. Kürt sorununun var olması devlet ve iktidar sistemini hukuksuzluğa ve demokrasi eksikliğine itiyor. Aynı şekilde bu sistem Alevilik başta olmak üzere inanç kimliklerini eşit olarak tanımadı, aynı zamanda cinsiyetçi olan bu otoriter sistem kadın kimliği ve iradesiyle kadınların eşit ve özgür varlığını kabul etmedi. Bu yapılanların hesabının, sandıkta ve demokratik yollarla sorulacağı gün 14 Mayıs’tır.”

Oluç, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin 6. yılına girdiğini, sistemin iktidar şatafatı dışında hiçbir şeyi getirmediğini ileri sürdü.

Sistemin, kırıntı düzeyindeki demokrasiyi, adaleti, hukuku, anayasa ilkelerini götürdüğünü iddia eden Oluç, iktidarın, krizin ve enkazın üzerini kapatmak için seçim kampanyasını kutuplaştırma, ayrıştırma, hedef gösterme üzerine kurduğunu savundu.

Oluç, şöyle devam etti:

“İktidar, kaybetmeyi bir demokrasi işleyişi olarak görmediği için hırçınlaşıyor ve saldırganlaşıyor. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, cumhuriyetin demokratikleşmesidir. Demokratikleşmeyi ekonomik ve sosyal politika tercihleriyle güçlendirmek gerekmektedir. Yaşanan rejim krizinin derinleşerek büyümemesi için cumhuriyet gerçek anlamda demokrasiyle buluşmalı, demokratik ve özgürlükçü bir yapıya kavuşmalıdır. Eşit ve özgür yurttaşlık hukuku hakim olmalıdır. Türkiye’nin hiçbir sorununu çatışma ve şiddet yoluyla çözemeyiz. Müzakere ederek, diyalog yoluyla konuşarak, tartışarak bütün sorunlarımızı çözebiliriz. Kürt sorunu başta olmak üzere hiçbir sorunumuz yoktur ki konuşarak çözemeyelim. Barış ve huzur içerisinde yaşamak bu ülkedeki tüm insanların hakkıdır. Bunun için ortak mücadeleyi büyütmek, vicdanlarda kazandığımız demokrasiyi. Cumhuriyetin ilk 100 yılı sorunların, krizlerin yüz yılı oldu. İkinci yüzyıl, çözümlerin, demokrasinin 100 yılı olacaktır.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir