Halk ozanı Aşık Veysel ölümünün 50. yılında anıldı

25 Ekim 1894’te Sivas Vilayeti’nin Tenos kazasında doğan;  21 Mart 1973’te Şarkışla Sivrialan’da yaşamını yitiren Halk Ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu, ölümünün  50. yılında törenlerle anıldı.

Aşıklık geleneğinin önemli temsilcilerinden Aşık Veysel Şatıroğlu, vefatının 50. yılında törenle yad edildi. Gülhane Parkı’ndaki Aşık Veysel heykelinin başında düzenlenen törene, ünlü ozanın ailesi, yakınları ve sevenleri katıldı.

Törende konuşan gazeteci ve yazar Ahmet Özdemir, aradan geçen yıllarda Aşık Veysel’in unutulmadığınbelirterek, “Unutmuş olsaydık, onun adı okullara, mahallelere, sokaklara verilmezdi ve UNESCO da bu yılı ona adamazdı” dedi.

Özdemir, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Efendiler, hepiniz mebus olabilirsiniz, vekil olabilirsiniz, hatta reisicumhur olabilirsiniz fakat sanatkar olamazsınız” sözüne işaret ederek, “Aşık Veysel sevgisi giderek büyüyor. Bunun nedeni, Veysel’in gerçek anlamda bir halk şairi olmasıydı. 20. yüzyılın yeni Türkiye’sinde cumhuriyetçi bir halk aşığı oldu. Birlik, beraberlik, sevgi ve hoşgörü kaynağıydı” ifadelerini kullandı.

“İç dünyasını keşfettikçe yeni şeyler buldum”

Aşık Veysel’in tasavvufi yönüne de dikkati çeken Özdemir, “Aşık Veysel’i araştırmaya başlayıp iç dünyasını keşfettikçe yeni şeyler buldum. Azerbaycanlı yazar Bahtiyar Vahapzade, Aşık Veysel’in tasavvuf tarafını keşfetmemi sağladı. Sonra anladım ki onun sesinde Ahmet Yesevi’den, Yunus’tan gelen bir tını var.” şeklinde konuştu.

“Yunus, onun aracılığıyla yeniden konuşmaya başladı”

Ahmet Özdemir, Aşık Veysel’in yüzyıllardır süren ozanlık ve dervişlik geleneğini yaşattığına işaret ederek, “Bana göre Yunus’tan 700 yıl sonra Türk halkının bağrından Aşık Veysel’in sesi yükselmiş ve Yunus, onun aracılığıyla yeniden konuşmaya başlamıştır.” değerlendirmesinde bulundu.

Aşık Veysel’e göre ayrımcılığın, Türk milletinin birliğinin temeline konulan en büyük dinamit olduğunu kaydeden Özdemir, “Ozanımız her zaman birliği öğütledi, hilenin zararlarını işledi ve ahlakın erdemini yansıttı.” dedi.

Programda, müzisyenler Neşe Demir ve Tekin Büyükkaya, Aşık Veysel’in sevilen eserlerini yorumladı.

Aşık Veysel memleketinde de anıldı

Aşık Veysel Şatıroğlu vefatının 50. yılında, doğum yeri Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyündeki mezarı başında da anma programı düzenlendi. Sivas Vali Vekili Şakir Öner Öztürk, anma programında yaptığı konuşmada, Aşık Veysel’i rahmet ve minnetle andıklarını belirtti.

Aşık Veysel’in vefatının 50. yılı dolayısıyla 2023’ün UNESCO tarafından anma ve kutlama yıl dönümleri arasına alındığını anımsatan Öztürk, ayrıca 2023’ün “Aşık Veysel Yılı” olarak kutlanmasına ilişkin genelge yayımlandığını hatırlattı.

“Tüm dünyaya mâl olmuş bir ozan”

Öztürk, Aşık Veysel’in tüm dünyaya mal olmuş önemli bir ozan olduğunu vurgulayarak, “Çok zorlu bir hayat yaşamış. 7 yaşından itibaren gözleri görmemiş, birçok ıstırabı yaşamış ama buna rağmen gönül gözüyle görebilmiş, yazabilmiş, eserler bırakabilmiş büyük bir şair, halk edebiyatçısı ve düşünürdür. Aşık Veysel eserlerinde her daim birliğe, beraberliğe, kardeşliğe, doğa sevgisine önem vermiş ve buna yönelik şiirler ve türküler yazmıştır. Aşık Veysel, vatan, ülke ve Türk milletine sevgisi üst düzeyde olan bir vatan evladıdır” dedi.

“Dedem çok şakacı bir insandı”

Aşık Veysel’in torunlarından Rüstem Şatıroğlu ise dedesiyle 11 yaşına kadar beraber yaşadığını anlatarak, “Dedem çok şakacı ve esprili kişiliğe sahipti. Aşık Veysel’in torunu olmak, hem büyük bir onur hem büyük bir sevinç hem de büyük bir sorumluluktur. İnsan, böyle insanların yanı başında olunca o olağanüstü kişiliği tam anlayıp, algılayamaz. Kaybedince ne büyük bir kaynaktan yoksun kaldığımı anladım” diye konuştu.

Aşık Veysel’in mezarına karanfil bırakıldı. Ozanın kabri başındaki anma programının ardından protokol üyeleri ve beraberindekiler, Aşık Veysel Müzesi’ni gezdi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir